|
İLLE'DE VATAN

ŞİRİN BİR ANADOLU KÖYÜ.
|
2/7/2009
-
2/7/2009
-
30/4/2009
-
kavaközü dağlarından
23/1/2009
-
KÜLTÜR (gelenek görenek)
|
GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ AREFE = Köyün gelenek ve göreneklerine en bağlı oldukları şeylerden bir tanesi Arefe Günleri Atalarının mezarlarını ziyaret etmektir. CENAZE = En başta gelen geleneklerinden biri ise bir cenaze olduğunda cenaze sahiplerini yalnız bırakmayıp cenazeyi huşu ve saygı dolu bir şekilde defin ederler. Cenazenin arkasından dua ve niyazda bulunup iyiliğine şahitlik edip dünyalık ve ahretlik haklarını helal ederler. İLK NAMAZLAR = İlk namazlar genelde KANDİL GECELERİ için söylenir. O gün herkes evde bişi neyi yapar. Cizleme, hevle, gıygana, goldan sepme neyi yapar caminin ööne getürüdü. Herkes orda toplanu bu özel günlerde hazırlanan bu nefis yiyeceleri gapuşularudu. Elindekini bitüren edirafına bakar ecük taa yokmu diye bakar bi sonraki KANDİL GECESİ'ni iple çekmeye başlardı. BAYRAMLAŞMA = Köyde bayram namazı bitiminde köy meydanında toplanılır. Herkes yaşına göre sıralanıp bayramlaşılır. Bu bayramlaşma köylünün birbirleri ile küslüklerinin veya kırgınlıklarının düzelmesini sağlar. Akrabalıklar govetlenü. Unudulanlar hatırlanır. (Bayramlarda, hoca bayramlaşma bitince dua ve niyazda bulunurdu. Yarabbi kör moskofun gözü çıksın tartufan olsun diye yıllarca böyle dua ederdi valla birgün urusya dağıldı gumirisler de gayboldu.) Demekki herkes köyünde bu bayramlaşmaları yapmış olsa dualar Yaradanın izni ile müstecap olacaktır. Buradan tüm yafidüleri naletliyoruz. Eskiden bide bayramlarda köy odasında veya havaların iyi olduğu zamatlarda orta yazıda neyi herkes evinde hazırladığı yemekleri burıya getürü, sıfralar hazurlanu çoluk çocuk buralarda yemek yiyelim diye o sıfrıdan bu sıfrıya goşallardı.
İMECE = Eskiden bi yol veya köye su neyi getürüleceği zamat köylü bi arıya gelir. Biribirlerine yardım ederekden yardımlaşırlardı. HODA = On onbeş santimlik bir odun parçasına zopa atılır öyle oynanudu. ARAKESMESİ = Eskiden köyün en menşur oyunuymuşduna. Herkes genelde dibek başında toplanu oyun aaşam ezenine kadar sürermişidine. Şimdi nasıl oynandığı unudulduğu gibi nasu oynanduuda bilinmemektedir. MET = Çelik çomak oyunu gibi neyi bi oyun olduğudur.
DÜĞÜN DERNEK GIZ GINASI= Gız evine gına günü gadunnu gızlı toplanulu. Herkes üçeteeni giyer. Depeliklerini takar gınıya gelürler. Öyle erkeklerin arasında veya onların göreceklerü bi yerde oynanmazıdı. Defçiynen türkücü çalıp söylemiye başlıyınca adını bilemediğim o oyun oynanunudu. Defçi genelde bakır ilehennen çalardı türkücüde de bi ses oludu aman aman akıllara zarar. Erkeklerden bazı oyanuklar gündüzden evin tavanına (tavan derkene çatı değil.) saklanula sevdüğü gızı orda seyrederidi. Bazıları evim damına kimisi davar damına saklanu kimisi temekten girmiye çaluşu kimisi gaşlığa dırmanudu. Gınanın sonunda gadunnu gızlı bi sürmelim çekerleridi gelin ağladukça ağlar o ağladukça herkes de ağlardı.
OĞLAN GINASI = Oğlan gınasında parası olan köçek getürü, tüfekler, tabancalar patlatulu yanuk türküler söylenü, gece yarısı herkes daalu. YEMEKLERİMİZ Taarana veya darhane çorbası = Taaranalık göce deermene gönderülü. Deermenden gelen çekilmiş göce içine yovurt gatılıp eyice yonurulu. Tekneden daşınca bi palanın üsdüne gonulmak üzere samallıın üstüne gonu. Güneşde guruyunca elde ovalanu. Ondan keyli elekden geçürülü. Eccük taa gurudulunca hambara gonu. Bişürekene içine zızırtmaya veya goyun veya geçinin gurudulmuş veya gavrulmuş ince baarsuu gonu. Gaynıyınca üsdüne tereyağı gızdurulup içine nane gonup taaranın üsdüne dökülü. Eskiden öyle herkese bi tabak neyi yookene bi bakır tepsiye gotaruludu çorba üsdüne ataşda gevredilmiş ekmek neyi doğrayınca taata gaşuunan yi babam yi. Gümbüllü gıyma = Sovan gavrulu Patatis ve bulgur garuşdurulup bigurukda toz acı biber atılıp duzunu muzunu goyup talladan gelenin ööne gotarulu. Memişga = Pişmiş hamur kaşıkla parçalara bölünür, tereyağ kızdırılıp hamurun üstüne bolca dökülüp şeker serpilip gözelcee yenü Etli nafıt= Bildiğimiz Nohut yemeği. Islama = Bazlama ocakta ısıdulu iyice gevredülü ondan soona gaşuğa gelcek gadanak parçalara bölünü. Üsdüne etsuyu dökülü, o zamatları edirafa gözel bi goku yayulukine herges gaşuklar. Gapış gapış gider. iyimi . Bazı memleketlerde buna "tirit" denir Ekmaamuru = Bazlama ocakta ısıdılıp iyice gevredülü ondan soona gaşuğa gelcek gadanak parçalara bölünü üsdüne sarmısaklı yoort eklenü üsdüne tereyağ gızdurulup toz biber dökülüp yemeğin üsdünde gezdürülü. Bi ıslama çeşidi daha = Bazlama ocakta ısıtulu iyice gevredülü ondan soona gaşuğa gelcek gada parçalara bölünüp tepsiye dizülü. Bi tenciri veya çenciriye su gonu üstüne sovan dooranu ecük piriç gonu. piriç bişiyince veyahudda yımışamıya varınca üsdüne yımırta gırulup garuşturulu ecük de kırmızı toz biber gonup ekmeen üsdüne dökülü. Fasla gabaa = Bal kabağının kabuğu soyulmaz iyicene yıkanıp içi ayıtlanu. Ondan keylimine gabak çay tabaandan ecük böyük parçalara ayrulu tencire veyahutda çenciriye üstüsde dizülü üsdüne eccük şeker serpilip bişürülü. Gurufasille = Gurufasille genelde göveçde bişürülüdü. İçinede biguruk gurbandan kalan kemük atuludu. Sütlü = Süt ve piriç gaynadulu ecük duz atılıp yimiye hazır hale getürülü. Fasille gıyması = Teze fasille gurudulu, sovan gavrulu içine bulgur gonu, bigurukda toz acı biber atılıp gışın sovuk havalarda zaaradan gelince gevredilmiş ekmeenen ıccak ıccak yinü. Gıygana = Unun içine iki yımırta gırulu ecükde suyunan ecüde süt gonu çampalandıkdan soona ıccak tavıya gonu altı üsdü bişiyince sıfrıya böbele yesin diye gonu. Genelde niyeyise böbelere yedürülüdü. Cizleme = Un su gatularak cıvuk hale getürülü. Ocaklığa saç gonu altuna odun atulu. Sacın üsdüne guyrukya sürülü cuvuk hamur bi kepçiynen sacın üsdüne dökülü. Bi oklavıynan inceldülü, biyannı bişiyince öteyannı da bişürülüp ıccak ıccak böbelere ve ev halkına yedürülü. Yayla çöreği = Güssonu yayladan gelenlerin un, kaymak ve yımırtıynan yaptıkları bu göç çöreği de gaymaklı olduu için pek güzel olurdu. Herkes yayladan gelenlerin yolunu gözetlerdi. Bi gulak çörek böbelere fazla verülüdü. Eyşili = Sovan kavrulu içine ecük un gatılıp garuşturulu. Ondan keyli patatis doğranu ecükde buldur atılıp gırmuzu toz biber gonulup iki tıngırdıyınca ocakdan indirilip sıfra veya taplının ortasındaki bakır tepsiye gotarılan yemeğin üsdüne alma eyşisi dökülüp gapış gapış yenir. Bir Aşure çeşidi = Göce, nafıt, gurufasille, gurudulmuş gurbandan galan gaburga kemüü ecük garüzüm su ve süt gonup eyice gaynaduktan keyli. Gonu gomşuya daaduludu. Goyultmaç = Süzülmüş süt bi tenciriye gonu. İçine biraz un gatıp goyulana gadanak çevrilip tepsiye gotarılan goyultmaç gapış gapış yenir. Madıma veya badıma = Harman yerlerinden toplanan madımalaklar samallıın tavanda gurudulu. Gışın haşlanu samursaklı yovurdunan üsdüne terayağ ve gırmuzu toz biber serpilip gaşuk gaşuk yenü. Küle gömme = Hamur mayıynan yovurulu. Tekneden daşmıya varınca. Ocağın zıccak külü biyanna gonu. Hamur yovallak bir şekilde burada bulunan ocaklığın zıcak daşına gonu üsdüne galın çimento kaadı gonu. En sonunda zıccak küller bunların üsdüne konarak gaylın ekmeen bişmesi beklenü. Galle Gıyması = Çükündürden (şeker pancarı) yapılan bi yemek olup nasıl yapılır tadı nasıldır bilmem. Piyram = Akdavar'ın erkeç olanu kesülüp. Tulumu çıkarulu. Guyuya odun atulup köz haline gelince akdavar guyuya sallandurulu, altuna da bakır bi ilehen gonuki etin suyu boşa gitmesin. Guyunun üsdü gapatulu iki üç sehet sona açulu bişmiş ipil ipil olmuş et goca bi tepsiye çıkarulu gapış gapış yenü. suyuna da ekmek banulu veyahutda pilaf yapulu. Piyramın gemüünü bile sıyıran olmuşdu. Ogada zelletli olu piyram.
|
Baglantı
|
22/1/2009
-
KÖY KONUŞMALARI ( 1 )
Aalat | Ahlat | Aamet, Ameeda | Ahmet | Aanaşmak | Anlaşmak | Aaşam | Akşam | Abıca | Amca | Abıca emmi | Amca çocukları | Abıla | Yenge | Acaplamak | Kınamak | Acas-Acans | Haber | Acep- Acap | Acaba | Adrese | Adres | Afat | Tufan, Yağmur | Afatlı | Sinirli | Afur | Hayvanların saman, ot, yem ve benzeri şeyleri yemeleri amacıyla tahta veya betondan yapılan oluk | Aganin | Ağabeysinin | Ağartmak | Tertemiz yapmak | Ağdırmak, Aadumak | Bir şeyin üstüne bir şey koymak. (halipreem gölüün üsdüne semeri aaduruvede oduna gideem) | Ağırlık | Evlilik öncesi söz kesmek | Ağnanmak | At veya eşeğin toprağa yatıp sırtını kaşıması | Ahacuk | İşte | Akdavar | Keçi | Aktarmak | Tarlayı ikincikere sürmek, harmanda sapları altüst yapmak | Alacanlı | Ölmeye yakın, can çekişen | Aleysan | Aliihsan | Alınşakı | İki Kaş arası | Alma | Elma | Anafur | Rüşvet | Anater, anatar | Anahtar | Anazut | İkisi altta biri üste üç parmaklı ot veya benzeri şeyleri taşımaya yarayan alet | Anuum | Hayret etmek | Apartuman | Apartman | Apdılla | Abdullah | Apduraman | Abdurrahman | Apıldama, Apalama | Emekleme (böben apıldıyamadımı) | Apolyo- Apöllö | Hoparlör | Ardı ardıvidim | Çok çalıştım, Durmadan vurdum | Arıntaşı | Ocaklığı arkasındaki yassı taş | Aroo | Çok fazla | Arpalık | Evin yanındaki verimli tarla | Aruk, Arık | Zayıf | Asbut | Kağnı tekerleği parçası | Ataş | Ateş | Avkulama | Azarlama | Avla | Bahçe çevresini ağaçla veya taşla çevirmek | Avla | Çit | Avu | Zehir | Avul | Evin zemin katındaki boşluk. Veya evin önü | Avurt | Yüzün iki yanında bulunan yanaklar | Avurt | Ağzın iç kısmı | Avuz | Doğum yapan hayvanın ilk sütü | Ayak yolu | Wc | Ayakçak | Ekinlerin tırpanla biçilirken etrafa dağılmalarını önlemek için ayaklara bağlanan çapraz ot demeti | Ayan | Apaçık | Ayan | Çam veya gürgen ağacınınbir iki metreden kesilmiş hali | Baaa bahıyon mu sen baa | Bana bak bana | Baara bara | Bağıra bağıra | Baarsuk | Bağırsak | Badılcan | Patlıcan | Bağır | Göğüs | Bannak | Parmak | Başlı | Henüz bitmemiş, | Baynımak | Gelişmek, ilerlemek | Bazlama | Saçta pişen ekmek | Beleme | Bebeği kundaklamama | Belleme | Ayakkabı altına vurulan deri veya lastikten yarım pençe | Bıldır | Geçen sene | Bıngıl bıngıl | Boşluk | Bıt Bıt | Boş konuşan | Bızalacı | Hamile inek | Bi aş git | Hemen git | Bi sokum - Bi dıkım | Bir parça | Bicik - Bicek | İnek yavrusu (buzağı) | Biguruk - Bigıruk | Az, Birazcık | Bihamla | Bir hamlede, bir kerede | Bihamla | Çabucak | Bili bili bili, kiş kiş kişe | Tavuklara söylenir | Bimafir | Bir süre | Binit | Binecek hayvan | Birtten | Birden | Bişleğeç, Bişleeç | Saçta pisen ekmegi çevirmeye yarayan araç. | Bişürme, bişirme | Pişirme | Biz | Bir tahtaya çakılı ucu sivri çivi. Eskiden ayakkabı yamanırken delik açmaya yarardı. | Bizamat | Bir zaman | Bizamet | Bir zahmet | Boğarsak | Boğaya gelmek. | Boğsu | Kalın ve uzun sırık | Bondi | Bidon | Boyunduruk | Öküz ve mandaların çift sürmek veya yük taşımak amacıyla kullanılması sırasında boyunlarına takılan ağaçtan yapılan alet | Böbe | Bebek | Böez | Bu kez | Böğür | Vücudun yanı | Bön bön | Donuk donuk | Böör | Yan | Bööre bööre | Bağıra bağıra | Börtleen | Böğürtlen | Börtmek, Börtdümek | Islanmak, haşlamak, uzun süre suyun içerisinde kalması, mantar böddümesi | Bunar (pınar) | Çeşme , pınar | Bura | Burası | Burgu | Matkap | Buydum | Üşüdüm | Bükmek | Şebidi ikiye katlama, veya hadım etme | Büküntü | Karın Ağrısı (Anaaa Gannıma bi büküntü geldi) | Bünelek, büğelek, böğelek | Genellikle hayvanlara musallat olan yeşil renkli, arı büyüklüğünde at sineği | Bürlemek - Büllemek | Örtmek |
|
Baglantı
|
22/1/2009
-
KÖY KONUŞMALARI ( 2 )
Caaş | Eşşek | Cam pili | El feneri ampülü veya pil | Cangıl cungul | Bol sulu | Cara, Cuvara | Sigara | Celep | Tüccar | Celge, cerge | gölgelik yer (lagafıyı celgiye sok ıçcak çalar) | Cember | Kağnı tekerleğini etrafındaki demir. | Cember | Yemeni | Cenderme | Jandarma | Cepri | Zorla | Cereme | Ceza | Cerge | Güneş ve yağmurdan korunmak için yapılan çalı çırpı | Cıba cıba | Sıpayı çağırma | Cıbıl | Çıplak | Cıbır | Çıplak, parasız | Cıdavu | Kıskanç | Cıgırık, cıguruk | Az az | Cılbır | Hayvanların boynuna bağlanan kısa ip | Cılga | Patika yol | Cılguyasuz, Cılgıyatsız | Şımarık, yüzsüz | Cılk | Bozulmuş yumurta | Cıngımak | Söz dinlememek | Cırnak veya Cınnak | Bahar ayında çıkan yenilebilen ot. | Cızlama, cizleme | Sıvı hale getirilen un kuyruk yağlı kızgın sacın üstüne ince şekilde dökülür. | Cızlavet - cizlevüt | Lastik ayakkabı | Cimbel | Kayalık yer, çakıllı yer (cimbeldepe) | Cimbil | Ağacın en yüksek yeri | Cimbil Cimbil (kip kip) | Şaşkın şaşkın bakmak | Cimit | Susam | Cincala | Bir çeşit minik bahar mantarı (bostanlarda olur) | Cingan, cingana | Çingene | Cirpiden, cirpdek, cirppidek | Birden bire, aniden | Comahat | Cemaat | Coplum | Kayalık uçurum | Cuvap | Cevap | Cümcük | Çimdikleme | Çabut | Kumaş parçası | Çağ | Öküz arabasının ot veya sap konulan yeri | Çakıl | Taşlarla örülmüş duvar | Çakıldak | Koyun veya keçinin arkasındaki tüye yapışan necaseti | Çalpalamak-çampalamak | Kirlenmiş bir kabın içine su konularak karıştırılması veya yayuk yayıldıktan sonra yağın birikmesi için yayuğu hafif eğip daire şeklinde sallamak. | Çaluk | Sakar | Çaluklamak | Kişinin elleriyle bir şeyleri araması | Çampara | Parmağa takılarak çalınan bir çeşit çalgı, zil | Çantı | Duvar olarak kullanılan tomruk uçlarının kertilerek birbirine kenetlenmesi. | Çapaçul | Dağınık | Çapaçul | Yoğurtlu madımak yemeği | Çapak | Gözün yoğurdu | Çapar | Sarışın ve mavi gözlü kimse | Çar | Bayanların sırtına aldığı geniş örtü. | Çeç | Harman savrulduktan sonra geriye kalan tahıl yığını | Çekel | Saban, pulluk gibi aletlere kullanım sırasında yapışan çamuru kazımaya yarayan metalden yapılımış araç | Çekelüz | Sincap | Çekişmek | Kızmak | Çemkürmek | Karşı gelmek | Çepel | Karışık tahıl | Çevre | Mendil | Çeyil | Taşlık, kumsal yer | Çığır | Karda açılan davarın geçtiği yol | Çığsımış | Nemlenmiş | Çıkı | Bohça | Çıkla | Sade, yavan (yımırtıyı çıkla yemen ekmeenen yeng böbeler, gannınızı eyi doyurun)) | Çıllama, çırlama | Bağırma | Çımışkı, çımışga | İnce uzun dal parçası | Çıtıl | Küçük dal parçaları, Yakılan çalı çırpı. | Çiç çiç çibe | Keçilere söylenir | Çikin | Çirkin | Çillenmek | Küf | Çilte | Urgan | Çinti | Şalvar | Çiten | Ahırda buzağıların konulduğu bölüm. | Çitilemek | Ovmak | Çon | Kalça, but | Çotaaltı | Bir tür ekmek | Çotakaltı | Külde pişen bir çeşit ekmek | Çotura, boduc, çötüre | Ağaçten testi | Çöğmek | Eğilmek | Çölmek | Çömlek | Çölmek | Çömlek | Çömçe | Ağaç kepçe | Çömçü | Testi | Çömme | Oturma | Çöne | Kısa boylu | Çörten | Pınarlarda oyulmuş ağaçtan yapılmış su akan boru. veya demir boru | Çörten | tahta kanal, boru | Çükündür | Şeker pancarı | Çüş, deh, gekırıkırı, kıçı kıçı | Eşeklere söylenir |
|
Baglantı
|
22/1/2009
-
KÖY KONUŞMALARI ( 3 )
Daban | Sürülmüş bir tarlayı düzlemek amacıyla kalın tahtadan yapılan araç | Dahra - tahra | Satır | Dakanak | Borç | Daklaşmak | Kavga etmek için yapılan söz veya şakalaşmak | Dalamak | Köpek ısırması - Isdırganın teması ile oluşan acı veya azarlanmak. Adam bizi köppek gibi daladı. | Dandiri | Şalvar | Daraba | Ahırdaki hayvanları birbirlerinden ayıran tahta engel. | Davşan | Tavşan | Dayak | At, eşek, katır gibi yük hayvanlarının yüklenmesi sırasında dengeyi sağlamak için diğer denginin altına dayanan ağaç sırık | Dedeci | Dilenci | Deh | At, eşek, katır gibi hayvanları yürütmek için söylenen söz, ayak topuklarıyla ya da kırbaçla vurmak | Dek dur | Uslu dur (dek dur varıyon yanna) | Delipreem | Deli İbrahim | Delisen olmuş, delisen gibi | Deli gibi, bi tasası varmış gibi , bir şey saklar gibi | Delüklü | Süzgeç | Delürmüş | Delirmiş | Denebakla | Kurufasille | Depelik | Gümüşlü kadın başlığı. Fesin alnına konur üstüne yemeni çalınır. | Depetombaz | Ters durma | Depme , Depük | Tekme | Deve boynu | Dirsek | Devir | Ölen birinin borç namazlarının affı için yapılan bir işlem. | Devül | Değil | Deyhora | İşaret etmek, göstermek | Dıkım | Lokma | Dımla | Damla, az, biraz, eccük, (bi dımla su vesene) | Dıngırdatmak | Söz dinlememek | Dınnak | Tırnak | Di gaylı, de gaylı | Hadi | Dibek | İçinde bulgur dövülen taş havan | Dibildeme | Meşgale, uğraşmak, yaşadığını ifade etmek gibi (needelim garıgoca dibildeyip duruyoruz.) | Diğdürmek | Bebekleri ayaktan işemesi | Dimbildeme | Kımıldamak, | Dinelek | Salak | Dingil | Ağacın en yüksek yeri | Dingildeme | Bir canlı ya da, bir nesnenin düşecekmiş gibi değişik yönlere sallanması | Direcen | Yıkılmaya yüz tutan çatı, duvar vb. şeylere ağaçla yapılan Destek, payanda | Diya diya, ihi | İşaret etmek (gurda gurda ta deyhorda, ihi la diya diya) | Diyren | Demirden yapılan ikiden fazla parmağı olan ot taşımaya yarayan alet | Dize, diyaza | Teyze | Dokumak | Meyve toplama | Dolak | Kaşkol, atkı | Domatisme | Romatizma | Dombili | Şişman | Don | Saman taşımak için kağnının etrafına gerilen tiftik dokuma | Don yağı | Hayvan iç yağını eriterek yapılan yağ. | Donuzluk yapmak | Yaramazlık yapmak | Doruklu | Doldurup taşırma ( iki doruklu bi silme) | Dökülekalma emi | Kızınca söylenir | Döküm dökmek | İnsanlardan gelirleri oranında para toplanması. | Döl | Koyun veya keçi yavruları | Dölenmek | Yeri rahat - rahat etmek | Dömbürdek | Deli gibi, mal deyne gibi bişe şey | Dörpü | Bir işe engellemek veya birinin önüne geçip takılmak gibi. | Dövecek | Havanda ezilecek malzemeleri ezmeye yarayan ucu topuzlu araç. | Döveç | Ağaçtan havan | Duma | Nezle | Dumaa tutma | Nezle | Durana, duranim | Durhamın | Düneen | Dün | Dürü | Çeyiz | Düzen | Alet edevat, ev eşyaları |
|
Baglantı
|
22/1/2009
-
KÖY KONUŞMALARI ( 4 )
Ebe | Babaanne-Anneanne | Eccük | Azıcık | Edik, edük | Bebe ayakkabısı | Edük | Ayakkabı | Efildeme | Hafif rüzgar | Ekmaamuru | Kuruekmekten yapılan yoğurtlu yemek | El, İl | Yabancı | Ellik | Eldiven | Eme yaramak | Faydalı olmak | Emenme | Üşenme | Emüşük | Süt kardeşler | Endüügün, İndügün | Dünden daha önceki gün | Enerem olsun bak | Son kez söylüyorum | Entari | Kadınların giydiği uzun etekli giysi. | Enük | Köpek yavrusu | Er | Erken | Erecep, İrecep | Recep | Erük | Erik | Eseletin | Gerçekten | Esger | Asker | Essah | Gerçek | Essah | DOĞRU | Esvap, urba | Elbise | Eşinme- eşin | Baarma çaarma ( ne eşinip duruyonla) | Etvayi | İtfaiye | Evecen | Aceleci | Evsüetek | Kadın, kız | Evsük | Eksik | Eyecen | Arpa, buğday ve buna benzer bitkilerin kılçığı. İlerler ama geri dönmez. | Eyevü | Kaburga kemiği | Eylen | Bekle | Eysıran | Hamur kazımaya yarayan ağzı geniş ve inceltilmiş demir parçası | Eysi | Yanan odun | Eysi | Yanmış odun | Eyşi | Ekşi | Eyşi Hamur | Hamur mayalamak amacıyla saklanan mayalı hamur | Eyşili | Ekşili | Eytiyaç | İhtiyaç | Eytiyaç | Ormanda ağaç kesilmesi için verilen belge | Ezelde | Biliyordum | Fadime | Fatma | Fengere | Yün eğirmeye yarayan alet | Ferik | Civcivlikten çıkmış yumurtlama çağına gelmiş tavuk | Fıldırdak, fırıldak | Hareketsiz duramamak, sürekli hareket etmek, veya iki yüzlü | Fırıldak | Topaç (çocukların oynadığı bir oyun) | Fışkı | Hayvan gübresi | Fışkı | Avulun yanacak süprüntüsü | Fışkırma- fışkırmış | Ekşimiş | Fızlı fızlı, hıpızlı | Hızlı hızlı | Filike | Çeşme | Fistan | Kadınların giydiği boydan boya uzanan bütün giysi. | Fistan | Elbise | Fişek | Yayık içderisindeki yoğurt ve yağı ayırmak için kullanilan başı topuz bir araç | Fişekleme | Kışkırtma | Fitirdemek- fitirdek | Oturduğu yerde duramamak, hareketlilik | Fiyan | Beddua (Fiyan'na ye emi) | Fren dud may veri yu du. | Firen tutmuyordu. |
|
Baglantı
|
22/1/2009
-
KÖY KONUŞMALARI ( 5 )
Gaaş - Gaaşdak | Kavak gibi devrilmek | Gaaş gaaş gidesice | Bir çeşit Beddua | Gaaşalak -Ganşalak - Gıışalak | Yenen bir mantar | Gaaşdak | Kesilen kavak ağacı gibi devrilmek. (Gaaş Gaaş gidesice) | Gaç | Kaç | Gada- Gadanak | kadar (cıkgadana bi ekmek ve oolumla gannım gıyıldı.) | Gahil | Tasa, husa | Gahillenmek | Üzülmek | Gak | Meyve kurusu | Galan | Artık | Galet | Kusur | Galet | Kötü söz | Galgıya galgıya -seyirde seyirde | Koşa koşa | Gallavi | Kuvvetli | Gamit | Zayıf, cılız | Ganeere | Yalaka | Gap ge | Getir | Gapcuk, gapçık | Tohumların dış kabuğu | Gapış- Gapışma- Gapış gapış | Hızlı - yarış etme - birşeyi yerken hızlı hareket ederek çabucak bitirme eylemi. | Gaplumbaa - tosbaa | Kaplumbağa | Gara Nasdik, Garalasdik | Lastik ayakkabı | Garık | Bostanda sebze ekilen bölümler. | Garışagalmış | Derin Uykuda veya hasta | Garışmış | Karışmış | Gartlak | Tulum | Gaş | Semerin önüdeki çatal ağaç | Gaşlık, kaşlık | Balkon | Gat | Adet (bizim gıza iki gat yorgannan beş gat yatak vedim. Gibi) | Gater | tek tek, veya sıra sıra | Gatık | Tulum peyniri | Gatlı | Kat Kat | Gavi | Sağlam ( ipi gavi dutla ) Üstüne gavigiy üşüdüsün | Gavil gavletme | Anlaşmak | Gavil, gavletme | Yaranın su toplaması | Gavuç | Yatağa işeyen | Gavuk | Devamlı hasta gibi, iki büklüm gibi gezen, sümsük | Gavurga | Buğdayın kavrulmuşu | Gavut | Ahlatın öğütülmesi Un hali | Gavut | Leblebi unu | Gayıt | Yemek | Gayıt yapma | Yemek hazırlama | Gaykıla gaykıla | Yayıla yayıla | Gaykılmak | Yangelip yatmak | Gaykılmak | Arkaya yaslanıp, rahat bir şekilde oturmak | Gaylın | Artık | Gayma | Para | Ge ge | Gel | Gebiiiiiili bilibili | Tavuklara yem verilirken | Geçgeyin | Çok geç, gece yarısı | Gege | Samanlıkta ot yolmaya yarayan çengel biçiminde saplı araç | Geliyon, varıyom | Geliyorum | Gelümülüvörsen, gelüsen | Gelirsen | Geme | Ön dişlerinde şekil bozukluğu olanlar için kullanılan bir deyim | Geş geş | İnekleri çağırmak. (ge gızım geş geş bahaaaaar) | Getü | Getir | Gevmek | Çiğnemek | Gevük | Ağızda çiğnenen lokma | Geyaali | Geyik Ali | Geycek, üsbaş | Üzerimize giyilen çamaşırların genel adı | Geydana | Duvarın çeşitli aralıklarla dikine kullanılan ağaçlarla sıralanıp içine tuğla büyüklüğünde taş konulması | Gezelemek | Sarsılmak | Gezik | Sığır gütme sırası | Gı | Kız | Gıcık | Kuzu yapmayan koyun. | Gıcık | Sinir Bozan | Gıdı | Kozalak | Gıdı gıdı | Gıdıklama | Gıdım Gıdım | Az az | Gıdım Gıdım | Azar Azar | Gıez | Kız | Gıptı - kıptı | cimri | Gıremise | Beşibiryerde de denilen gelin ve genç kızlara alınan ziynet eşyası, altın | Gırışa kalma | Yorgunluk, uyku hali | Gırklık | Koyunların yününü kesmeye yarayan makas biçimli alet. | Gısım, Gısımlamak, Kısımlamak | Avuçlamak | Gışmuntu | Kuşburnu | Gıvanmak | Sevinmek | Gıvırdım, kıvırdım | Çeyizdeki malzemeler | Gıvrak gıvrak | Hızlı hızlı | Gıygana | Omlet | Gıymuk | İğne gibi ince odun parçaları. | Gıyuk | Aralık, ( gapı gıyuk galdı örtün ) | Gızansak | Gunnacı ganere | Gızgarı | Erkeklerin eşlerine hitap ederken söylerler | Gızgarı | Veya kocaya gitme canı çeken gızların Annelerine hitapları (gızgarııııııı nediyoooooon) gibi | Gideeemin | Gidelim | Gidişmek | Kaşınmak | Gidiyon, varıyom | Gidiyorum | Gocacuk | Semerdeki egri demir | Gonak | Kafadaki yapışmış kepek, tongra | Gonşu | Komşu | Gopça | Düğme | Gortlangoca | Salyangoz | Gosgoslanmak | Böbürlenmek, kendinde olmayan şeyleri varmış gibi göstererek övünmek | Gostak Gostak | Zengin yürüyüşü, böbürlenme | Gov, kov | Dedikodu | Govatlı, govvatlı- govetli | kuvvetli | Govuk | Ağaçların çürük oyuk yerleri. Hastalıklı | Govuk | Ağaçların çürük oyuk yerleri. | Goyultmaç | Koyun sütünden yapılan bir yemek | Göce | Buğdayın dibekte dövülmüş hali - Çorba yapılır. | Göcen | Davşan yavrusu | Göden | Gömleğin ucu | Gök | Yeşil | Gök yeşil | Yeşilgan (yeşil kertenkele) | Gölük | Eşşek | Gömbe | Sıcak külde yapılan ekmek | Göve gelmek | Hayvanların boğaya gelmesi, üreme isteği | Gövermiş | Morarma, rengi dönmüş | Gövlez | Yavru Köpek | Göynek | Gömlek | Gözer | Seyrek gözlü elek | Gözer | Tahılların elenmesi amacıyla kullanılan iri gözlü araç | Gudurmak, guduruk | Yaramazlık yapmak | Gullep | Kapı yada pencerelerin açılıp kapanmasına yarayan alet | Gundak | Kedi yavusu |
|
Baglantı
|
22/1/2009
-
KÖY KONUŞMALARI ( 6 )
Gunnacı | Yavrulayacak kedi veya gölük | Gupey | Av köpeği | Gurna, Gunna | Pınarın çeşmesi | Guytu - kuytu | Gizli yer | Guz | Fazla güneş almayan, özellikle kuzeyde kalan kısımlar | Güççük | Küçük | Gülü | Hindi | Gümbül | Patates | Gümbül | Patates | Gümbüllü gıyma | Patates ve bulgurdan yapılan yemek. | Gümbüllügıyma | Patatesli Bulgur Yemeği | Güpdek | Hızlı | Güz Koymak | Hasadı kaldırıp işlerini bitirmek | Haaha | Öyle | Haber sal | Haber gönder | Hacat - eetiyaç | İhtiyaç | Hakgatten | Hakikaten | Hakla | Tahıl ölçmeye yarayan, bir ölçeği yedi veya dokuz kilogram Gelen, tahta veya metalden yapılan araç |
|
Baglantı
|
|