Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kızılcahamam-Çamlıdere, E

Yukarıkese

yukarkese_22

YUKARIKESE

Eski adı “Kiseköy”, “Kise-i Balâ”, “Yukarı Kise” olan köy, ilçenin kuzeyinde, 1365 metre rakımda, Köroğlu Dağları’nın güney plato düzlüğünde bir orman köyüdür. Kızılcahamam-Çerkeş karayoluna 3 km, ilçe merkezine ise 35 km uzaklıktadır.  Ayrıca Seyhamamı ve Sipahiler mahalleleri vardır.
“Kis” kelimesi Anadolu’da taş, kum, kil ile karışık kaynaşmış sert tabaka; bir çeşit taşlı toprak anlamında kullanılmıştır. Yukarıkese Köyü’nünde toprak yapısı bu tarife uygundur.
Osmanlı’nın kuruluş yıllarında bölge, Ulu Bey ve oğlu Binari Bey’in hakimiyeti altındadır. Günümüzde Seyhamamı’nın bulunduğu yere “Kilise” Köyü denilmektedir. Burada Roma dönemine ait bir kilise ve hamam kalıntıları bulunduğu için “Kilise” adı verilmiştir.
Yıldırım Bayezid Han tarafından bu köy Ulu Bey soyundan İskender Bey b. Muhammed’in evladından Binari Bey’e mülk olarak verilir. İskender Bey, bu kiliseyi camiye çevirir. Cami, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış ve günümüzde ibadete açıktır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde “Kese köyünde vaki Hamam mevkiinde İskender Bey Camii Şerif Vakfı” olarak kayıtlıdır.
1463 yılı vakıf kayıtlarında “Seğ Ilısu’da (Sey Hamamı) Hasan Şeyh elinde bir çiftlik yer ve bir değirmen Seğ Ilısu’na vakf etmiş, kadimü’z zamandan defterde mukarrer yazılmıştır” ibaresinden Şeyh Hasan’ın Seyhamamı Köyü’nde bir çiftlik yer ve bir değirmeni kamu yararına vakfettiği anlaşılıyor.
1530 yılı kayıtlarında ise Hasan Şeyh’in vakfı “Hüseyin Şeyh Zaviyesi” adını alır.

y.kise_ve_sipahiler_26
Fatih Sultan Mehmed, bir çiftlik yeri ve değirmeni, yolculara ve misafirlere hizmet etmek şartıyla Hüseyin Derviş’e “sadaka” olarak verir. Hüseyin Derviş’ten sonra bu vakıf, Binari Bey oğullarına verilir. Sey Hamamı harap olduğu için hamamın tamir edilerek hizmete açılması için bu vakfın mülklerinin tasarrufu Musa oğlu Hüseyin’e verilir. Kilise (Seğ Ilısu) Köyü ise İskender Bey’in tımar mülküdür. İskender Bey, Binari Bey’in oğlu olup, Candaroğulları ile bir ilişkisi yoktur.
İkinci Mahmud döneminde Şeyh Hasan Vakfı’nın Seğ Ilısu’da bir değirmen, bir çiftlik yer, bir hamam, bir köprü ve bir hanı olduğu, bunların gelirlerinin de yolculara ve misafirlere harcanması şart kılınmıştır. Ayrıca Kilise Köyü ahalisi de bu vakıf akarlarına bakmak, korumak ve onarmak şartıyla avarız ve nüzül vergilerinden muaf tutulmuştur.
1815 yılında Kilise Köyü ahalisi, Seğ Hamamı ile hanın harap olduğunu ve onarımının yapılmasını ister.
Sey Hamamı ve Kızılca Hamam’ın bakımlarından bölgede oturan köy ahalisi sorumlu olup, bu görevleri karşılığında da vergiden muaf olurlar.
1815 tarihli bir belgede “Ankara’nın Şorba kazası Kilise Karyesi ahalisi han ve hamamın tamir edilmemesi cihetiyle tekâliflerini vermediklerinden, han ve hamamın tamiri ve hissesi tekaliflerinin verilmesi için emir yazılması” istenir.
“Yabanabad Kazası’nın bazı köylerinden bir kısım kimselerin arazilerini fuzuli olarak ekip kendilerini rahatsız ettiklerine dair Şorba Nahiyesi’nin Kilise-i Bala Karyesi’nden Gamsız oğlu Durmuş’un verdiği arzuhale göre durumun tahkiki.”
1776 yılında Murtazaâbad Malkoçoğlu (Halkavun) Köyü’nden Katipoğlu Seyid Mehmed ve Yabanâbad Yukarıkise Köyü’nden Çil Ahmet, “ayan”lık iddiasında bulunurlar. Ahaliden haksız yere vergi toplarlar. 1784 yılında Çil Ahmet oğlu Hasan bir süre sonra yakalanıp Aytuz Kalesi’ne kapatılır. Fakat Çil Ahmet kale dizdarının kızı ile evlenip kaçar. Bu olay üzerine kale dizdarı ile Çil Ahmet’ in yakalanıp başlarının kesilerek İstanbul’ a gönderilmesi emrolunmuşsa da Çil Ahmet’in bundan sonra ne olduğu bilinmiyor.
Sipahiler Mahallesi’nde andezit taşından yapılmış çeşmenin Osmanlıca kitabesinde ”Sahibülhayrat Kemal oğlu Mehmed sene 1291” yazılıdır. 1874 yılında yapılan çeşmenin suyu akmaktadır.

yukarkese_10
1840 yılında Şorba kazasına bağlı olan Kiseköy, 33 hanedir. Cumhuriyet döneminde önce Yabanabad kazası Kızılcahamam nahiyesine bağlanan Yukarıkise, daha sonra Kızılcahamam Güvem bucağına bağlanır. Bölgede işletilmiş linyit ocağı vardır. 1960 yılında 768 nüfuslu, 1975 yılında 246 nüfuslu, 1990 yılında 286 nüfuslu iken 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımında 156  kişiye düşer.

Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kızılcahamam-Çamlıdere, Esyav Yayınları, Ankara, 2010

sey_hamam._30

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !